Cuma, Nisan 14, 2006


VATANIM TURAN

Çıkmadan yiğit elde, kılıç kından
Ayıpdır söz etmek büyük Turandan.
**
Aksa bu kan'ki bu candan,canım Turan
Harap olur vatan, vatanım zindan.
**
Yad elde Musul, Kerkük,Uygur öksüz
Turan bir kök,şimdi yetim ve köksüz.
**
Türk adı bir kan, ona vatan Turan
İşde o zaman cennet olur viran.
**
Elde Kur-an dilde Turan türküsü
Bu olmalı Türkün yüce ülküsü.
**
Benim bir"Atsız"birde"Gökalp"dir meşalem
Necip Fazıl ile başlar asil iradem.
Kaanhan Kurultay


KOÇUM

Bir avuç karanlık çökmüş üstüne,
Sisli yolda vatan görünmez Koçum.
Batı bir pisliği örmüs özüne,
Vatan denen Turan örülmez koçum.
**
Karanlığa karşı siyah gözlerin,
Bilirsen bakmayı şahindir Koçum.
Barışdır adıyla ilah sözlerin,
Maziyi terketmek hazindir Koçum.
**
Bir felek ki çarki o döndürüyor
Bu hain beşeriyet biter koçum.
Sana kucak açmış kürşat gülüyor
Bu kadarda hüsniyet yeter koçum.
**
Eller de yeşil sancak dikeceksin
Özümü özünde eylersen Koçum.
Ata denen diyara gideceksin
Gökalpi, Atsızı dinlersen Koçum.
**
Ümidim var attım içimden hüznü
Hazar sana serinlik verir Koçum.
Belki benim vatansız öldüğümü
Turan ilinde yad eylersin Koçum.
**
Bildiğin gibi bilmediğin Turan
Çok büyük,yüce bir vatandır Koçum.
Başında Hakan olursa o zaman,
Elde Kur-an bir vatan olur Koçum.
**
Bir avuç karanlık çökmüş üstüne
Sisli yolda vatan görünmez Koçum.
Batı bir pisliği örmüs özüne
Vatan denen Turan örülmez koçum.
Kaanhan Kurultay

Cumartesi, Nisan 01, 2006

AKP NİN ŞEMDİNLİ VE DİYARBAKIR MAARİFETLERİ

Bugün Ortadoğuda, anlaşılmaz bir direniş sergileyen ve üç senedir etkili bir faaliyet gösteren kesim hiç şüphesiz kürd kesimidir. Esas amaç Batı ve ABD nin Hazar petrollerine konmak ve denetim altına almak olduğundan, özellikle uyutulmuş ve tepkisiz olan Müslüman ülkelerin bu çağdaki gafletini bildiklerinden olsa gerek, Kürdlerin ruhlarını okşayarak inanılmaz asırlara yaydıkları hedeflerine ulaşmak üzeredirler. Elbetde Batı ve ABD nin sırf petrol adına o bölgede bulunuyor olmasını düşünmek pek akıl karı değildir. Amerikan ekonomisini bir noktada şekillendiren Yahudiler bu çağın başıbozuk düzeninden ne pahasına olursa olsun istifade etmek niyeti taşıdığından, artık asırlara yaydıkları sinsi planlarını gün yüzüne çıkarmakda bir sakınca görmemektedirler. Emparyalizmin defalarca sinsi planlar uyguladığı Ortadoğu gelecek yıllardada beklenen huzuru yakalayamayacak aksine acılara boğulacaktır. Zulmü o bölgede reva gören Emparyalizminde sonunu hiç şüphesiz Ortadoğu getirecektir. ABD eliyle hertürlü nifakı uygulamakdan geri kalmayan İsrail, " vaad edilmiş topraklar " ümidini hiç kaybetmesede kendi kuyusunu kazmaya çokdan başlamışdır. Müslüman ülkelerin acizliği Batı yı ve Amerikayı hırslandırmak ve cesaretlendirmekle kalmamış "demokrasi ihraç eden dünyaya barış getiren birer iyilik melekleri gibi algılanır hale gelmişdir. Saddamlı Irak dönemindeki Kuveyt ve Suudi Arabistanın Amerikaya tebalığı nı bilmeyen yoktur. Bu sünepe tutum hiç şüphesiz İsrailin istediği doğrultuda gerçekleşmişdir. Bu bağlamda yine Büyük İsrailin çıkarları uğruna Barzani ve Talabani ye verilen Ortadoğu rolünde, Kürdlere geçmişde olduğu gibi yine kullanılmak düşmüşdür. Bugün bu durumu, hızla değişen Ortadoğu gerçeğinde farkedemeyen Barzani ve Talabani grupları adeta ( kim tutar seni ) bağlamında başıbozuk bir şekilde palazlanır hale gelmişdir. Zaman zaman Türkiye ye bile meydan okuduklarına göre.... Batı ve Amerikanın Ortadoğuda uygulamaya koydukları bir çok planlar geçmişde Filistin tarafınca altüst edilsede, Ortadoğunun yer altı zenginlikleri Batı ve Amerikayı yıldırmamış, neden ve bahane olarak İsraili korumak ve bölgeye barış getirmek adına bugün Kürdlere hararetli bir şekilde kucak açmışlardır. Barzani ve Talabani işde bu güçler tarafından adeta o bölgenin birer şımarık çocuğu haline getirilmiş ve özellikle Türkiyenin özel hasasiyeti olan PKK konusunda ABD ve Batı bilerek zerre bir ilerleme kaydetmemişdir. Kaldı ki 30 bin insanın katline sebep olan PKK ya kucak açma rölünüde üstlenen bizzat Batının ta kendisidir. Emperyalist gözü dönmüş ülkeler bugün kürdleri ihya etmek adınada olsa o bölgenin yer altı zenginliklerine ulaşmak niyetindedir. Üç senedir Irakda konuşlanan Amerikanın ( uzun yıllar burdayız ) açıklaması ise hiç kimseyi şaşırtmamalıdır. Ortadoğuda demokrasi düşmanı diktator yanlısı, terörist ihraç eden ülkelerin akıbetine musallat olan Emperyalist güçler, teröre terör ile cevap vermekden kaçınmamaktadır. Nasılsa karşılarında etliye sütlüye karışmayan bir o kadarda sünepe bir müslüman ülkeler grubu vardır. Batı ve ABD Türkiyeyi bu Müslüman ülkeler grubuna koymasada Türkiyenin PKK belasından kurtulmasını istemez bir tavır sergilemektedir. Her ne kadar Amerika PKK yı bir terörist grup olarak nitelesede Türkiyenin hasasiyetini görmezlikden gelerek yarınlarda Türkiye ye kürd kartını saklı tutmayı yeğlemektedir. Türkiyenin verdiği kimliği red eden bir PKK anlayışı yine bu emperyalist ülkeler eliyle beslenerek yarınlarda Türkiye ye ciddi manada zarar verecek bir sinsi plan olarak saklanmaktadır. Kürd kimliğini yasal ve anayasal bir güvence altına almak düşüncesi, Batı desteği gören PKK nın beslediği bir emel olmakdan çıkmış, maalesef içimizde aydın diye lanse edilmeye calışılan Batı ve Kürd agzıyla konuşmakdan geri kalmayan bir takım hain Türk medyasının üstlendiği bir rol olarak kendini başgöstermişdir. Amerika ve yine Batı destekli heyecanlı bir hal yaşayan Irak kürdleri hiç kuşkusuz bir devrim ile filan değil ABD desteğinde gerçekleşmiş bir başıbozukluğun geçici heyecanını yaşamaktadır. Geçmişde kullanılan Kürdler bu heyecanı bir müddet daha böyle götüreceklerdir. Türkiye ye zaman zaman meydan okuyan Barzani bu heyecanın absürt bir göstergesidir. Kendilerine idealist Devrimciler adını takan Kürdlerin içindeki heyecan artık "kaf" dağını aşmışdır. İrandan Suriyeden ve üstelik Türkiyeden giden Kürd kesimin oluşturduğu bu heyecanlı birliktelik Irak Peşmergesine büyük şevk vermişdir. Batı ve Amerika Emperyalizmi İsrail Siyonizmi ile birlikte O bölgenin kürdlerini ihya etmekle kalmamış, yarınlarda oluşacak bir Türk dünyası birlikteliğininde önünü kesmişdir. Acı olan başka bir tablo ise Türkiye Cumhuriyetinin İranda var olan ve sayıları 33 milyona dayanan G.Azerbaycan gerçeğine sırtını dönmek ile kalmamış ( İran yıkılırsa Türkiye yıkılır ) anlayışı ile gereksiz bir kompleks geliştirmişdir. Kendi gücünün farkına varamayan, varsada değersiz addeden bir zihniyet sürekli Türkiyede iktidar olmuş; bırakınız dış politikada onurlu bir duruş sergilemeyi,ülke bir dış batağına sokularak önünü göremez bir hale getirilmişdir. Herşeyi Batı ve Amerika ekseninde gören bir zihniyet bir gecede hükümet kurur ve yıkar hale gelmişdir. Türkiye gerçeğinde gücü elinde bulunduran bu çarpık zihniyet, Türk Milliyetçiliği düşüncesine daima sırtını dönmüş ve Türk Milliyetçiliğinin baş gösterdigi her dönemde, acımasızca Türklüğe ve Türkçülüğe saldırmakdan geri kalmamışlardır. Elin Amerikalısı İranın yaklaşık 20 milyar ton petrol rezervi gerçeğine konmak için sinsi planlar geliştirirken, Kazakistan, Azerbaycan ve Türkmenistan petrollerinin İran üzerinden Batıya taşındığını iyi bildiklerinden bu ülkelere askeri üst kurmak sevdalarını her zaman sıcak tutmuşlardır. Ortadoğuda hisse kapma aşamasına gelmiş bir dünya düzeninde Batı, ABD ve hatda İsrail politika geliştirirken Türkiye sadece seyretmek ve kendisini rahatsız eden çarpıklıkdan bile kurtulamaz hale getirilmişdir. Anlaşılan o ki Kongregel terör örgütünün Kuzey Irakdaki başıbozuk varlığı Türkiye yi rahatsız etmeye devam edecektir. Dışda gelişen bu değişime ayak uyduramayan Türkiyenin tek sıkıntısı onurlu bir politika güdecek olan Türk Milliyetçilerinden yoksun bir hükümetin bugün işbaşında olma sıkıntısını yaşamaktadır. Bir başbakanlığı Siirt iline ve nezdinde kürt hegemonyasına terk eden zihniyet, maalesef bugün iktidarda tarihin en büyük vurdumduymazlığını sergilemektedir. Bugün Diyarbakırda cereyan eden ve diğer illere de sıçrayan bu başıbozuk düzenin tek müssebbibi AKP iktidarından başka bir merci değildir. Yıllarca kan akıtmış olan terör örgütüne Batı ya girmek adına verilen tavizler AKP hükümetinin sayılamayacak kadar çok olan gaflet ve ihanetlerinden sadece biridir.Türk Milliyetçilerinin önünü tıkama gayretlerine soyunan gözü dönmüş bu ihanet şebekeleri çok uzakda değil, güzelim ülkenin iktidarını elinde bulunduran basiretsiz hükümetdir.Hızla ve acımasız gelişen bu Ortadoğu gerçeğinde Ülkücü hareketin iktidarı yüce Türk Milleti nezdinde özlemle beklenmektedir. Türk Milliyetçilerinin simdiden önünü kesmek için çırpınan hain takımı Türk Milliyetçilerinin oyunlarını bozacağını iyi bildiklerinden olsa gerek, Ülkücü hareketi Batı ya kadar taşıyarak bu hareketi bir terör grubu olarak gösterme gayretlerine düşmüşlerdir. Yunanistan ve Fransa ya bu ilhamı veren içimizdeki satılmış hainlerden başka bir merci değildir. Bugün Diyarbakırda ertesi gün İzmirde vuku bulan bu hareketler PKK nın devamı olan Kongregelin roj tv aracı ile uzakdan kumandayla idare ettiği olaylar zinciridir. Türkiyenin yolgeçen hanına çevirilmesi AKP nin maharetinden başka bir şey değildir. Ektiklerini biçme sevdasına düşenler adeta bir tatlı rüyaya yatmış, basiretsiz bu hükümetin verdiği imkanları kullanmaktadır. Hiç şüphesiz bu ülkenin sahipsiz olmadığını gösterecek binlerce inanmış Anadolu insanı var. Türkiye tarihinin bu en zor döneminde bu kadar ılımlı ve sağduyulu davranan sayın Devlet Bahçelinin, Ülkücü harekete olması gerektiği gibi telkinde bulunmasıda hiç şüphesiz takdire değer bir davranış. Fakat nereye kadar? Ülkücü hareket görevin bilinciyle üstüne düşen vazifeyi yerine getirmeye daima hazırdır. Fakat Ülkücü hareket birilerinin istediği doğrultuda hareket etmeyecek kadar temkinli ve tercübelidir. Türk Milleti için bütün bu olan talihsiz durumdan ve gelecekte oluşacak felaketlerden kurtulmasının bir tek recetesi vardır. Ülkücü hareketin iktadara gelmesinden başka hiç bir alternatif yoktur. İçde ve dışda her türlü alçaklığa dur diyecek olan bu gücü, bugün birileri şimdiden yıpratma kampanyasına başlamışdır. 2006 yılının bir seçim yılı olduğunu söyleyecek olursak, bu sene içinde Ülkücü harekete bilinçli bir şekilde saldırı kampanyası başlayacaktır. Türk Milliyetçilerini Türk Milletinin gözünde küçük düşürmeye çalışan bu alcakları iyi ezberleyiniz. Zira, yarınlarda çok lazım olacaktır. Birilerinin güddüğü bütün alçak hesapları alt edecek bir iktidar muhakkak var olacaktır Hemde çok yakında.
Kaanhan Kurultay

Cuma, Mart 31, 2006



ŞEYTANIN NAR ÇİÇEĞİ


O gözlerden bir yol gidermi sevdaya?
Aman vermezmi şeytanın nar çiçeği?
Duydunmu? seni haykırdım kör kuyuya
İn cin uykuda, dost bana aşk meleği.
***
Bir derin dehlizdeyim,sensiz karışık
Sensizlik korkutur hep karanlık değil.
Bir benmiyim vefasız aşkla barışık?
İnan ki sevdam öyle bir anlık değil.
***
Öteler bir uktedir zaman fendinde,
Nasıl geçerse sensiz böyle bir ömür.
Sanki bir halt ettin zamansız gittinde,
Yollarında biten ot ,gönlümde güldür.
***
Unutmam unutamam yıllar geçsede
Mazinle kendimi avutur dururum.
Çıksa biri çıksa, delice sevsede...
Mecnun gibi hayalinle konuşurum.
***
Beyhude seneler yas ile geçerde...
Umutsuz hülyalara dalar giderim.
Zamansız yerde ölüm beni beklerde...
Anla ki o günü ben iple çekerim.
***
Bilirim bilinmez uzak yere gittin
Gel şimdi ecel ol, al beni derinden.
Şeytanın nar çiçeği ne çabuk bittin
Kurtar beni bu yanlızlık seferinden.

Kaanhan Kurultay


VATAN GİBİ SEV BENİ
Kar yağar yar, gizler her bir sırrı inceden
Her dert gelesidir akıl olmadık başa
Şifa var petekde o arıyı bilmeden
Şu gökyüzünde uçan kuşdan hikmet ara
**
Ara özlemle beklediğin o günleri
Arzular vardır inan,şifalar sen değil.
Düğüm eyle söylenmemiş her cümleleri
Bekleyenler var seni gözleyen ben değil.
**
Canda bir nefes var,dudaklarsa zikirde
Vatan gibi baki, ah! sana yar olaydım.
Biter gülüm, bu onmaz yaralar geçerde..
Bayrak gibi gönlünde hep öyle kalaydım.
**
Dağlarda aşılır ne kadar uzaksada
Al götür sat anıları bir eskiciye
Ağaçlarda baş eğer kendi sultanına
Büyük sevdaya baş eğilmiş olsun diye.
**
Bu gözlerimdeki yaş sana servetimdir
Acıyıp yüzüme bakma,yanma bir daha
Ümidim sinemde saklı, ki düşlerimdir,
Bir çılgın mızrabım,ağlama sorma daha.
**
Aldattılar beni düşlerim parça parça
Kimsesiz kucağında unuttular beni
Öldürmezmiş o sevda kurşunu vurunca...
Arar yangından çıkmış bu gözlerim seni.
**
Artık ne yapsam boş,her teselli faydasız
Hala seveceksen vatan gibi sev beni
Sun bana şerbetini riyasız yalansız
Bayrak gibi dikilir,beklerim dönmeni.
**
Kar yağar yar, gizler her bir sırrı inceden
Her dert gelesidir akıl olmadık başa
Şifa var petekde o arıyı bilmeden
Şu gökyüzünde uçan kuşdan hikmet ara
Kaanhan Kurultay


ŞEREF


Aylardan bir yaz mevsimiydi
Bir Haziran gecesiydi
Kanlı yol bilmecesiydi
Belli beklediler bizi
Eyvah! bildiler Şerefi.
***
Çıplak bir kadın gibiydik
Saf çocuk gibi temizdik
Kör karanlığı bekledik
Sezdik tetik tutan eli
Eyvah! gördüler Şerefi
***
Burnumuzda kan kokusu
İçimizde can korkusu
Karşımızda kin ordusu
Tam isabet şer hedefi
Eyvah! vurdular Şerefi
***
Tutdu elimden bakarak
Son bir şeyler anlatarak
Bir mermi gibi kaçarak..
İçirdiler kan şerbeti
Eyvah! kaybettik Şerefi.
***
Çıkmadan Gökalp yoluna
Candaşım geldi aklıma
Hışımla fırladım yola
Pusunun bendim hedefi
Eyvah! serdiler Şerefi.
***
Yardı mermiler geceyi
Piçler kesmiyor ateşi
Haramdır dönersem geri
Atıldım tekrar ileri
Eyvah! yendiler Şerefi.
***
Dönüp sırdaşın yanına
Omuzladım sırt dalıma
Kurşun saldılar ardıma
Mermi yaladı elimi
Eyvah! yaktılar Şerefi.
***
Gitmeyelim Şeref dedim
Bak dolunay'a sevmedim
Bir türlü dinletemedim
Çok severdi kız Elif'i
Eyvah! aldılar Şerefi.
***
Çıktım "Hızırağa" sırtına
Vurdum bir evin camına
Rastladım yaşlı bir kadına
Dedim "girelim iceri"
Eyvah! sildiler Şerefi.
***
Bekledik gün ışığını
Bezedim kanlı başını
Terkedip yaşlı kadını
Haberci saldım birini
Eyvah! yitirdik Şerefi.
***
Akın akın can geldiler
Gülü bir beze serdiler
Tabut içine gerdiler
Bir ekip götürdü beni
Eyvah! bitirdik Şerefi.
***
Verdim günlerce malumat
Dediler "gercegi anlat"
Görmedim kimlerdi fakat,
Ele vermedim piçleri
Eyvah! gömdüler Şerefi
***
Seneler geçdi aradan
Böyle diledi yaradan
O kurşunu bize atan
Üç kahpe Allahsız piçden
Öc alındı kızgın şişden
Gelin ettik kız Elif'i
Eyvah! unuttuk Şerefi.
Kaanhan Kurultay

Çarşamba, Mart 29, 2006


GECE RENGİNDE BİR SABAH

Adını anmak geldi içimden.
Gözlerimi ıslatmak nedense
Haykırdım yoklugunu gizlice
Kime ne benim,onmaz derdimden.?
***
Asırlık hasreti dindirmek gibi,
Senli zamanları düşünürüm.
Bilki seninle herşey güzeldi,
Nedense ben,hergece üşürüm.
***
Düşlerimde ağırladım seni
Merdiven kurdum hep gökyüzüne.
Bu sevgine son vermekden beni...
Terketmişdin sensiz bir ölüme.
***
Hiç üzülmedim uzaklığına,
Hüzün yıldızlarını saydım hep.
Alıştımda senin yokluğuna...
Bulamadım sensizliğe sebep.
***
Yanlızlık düşünce yüreğine,
Sal rüzgarlara o dertlerini.
Yaşlar süzülünce gözlerine,
Bir beni an,birde geceleri.
***
Sensizliğin köşe başındayım,
Anlatacak neler var bir bilsen.
Bilmem ki gecenin kaçındayım,
Ağlardın şu halimi bir görsen.
***
Hilali taşırım kaşlarımda,
İçimde fırtına var kime ne?
Bir deli rüzgar bu saçlarımda,
Hep senin adına, bilmesende.
***
Dön ki gece renginde bir sabah,
Bütün tasamı alıver gitsin.
Belki de bir nebze unutarak,
Kör bir kuyuya atıver gitsin.
***
Adını anmak geldi içimden.
Gözlerimi ıslatmak nedense,
Haykırdım yokluğunu gizlice
Kime ne benim,onmaz derdimden.?
Kaanhan Kurultay.

Pazartesi, Mart 27, 2006




ÜLKÜ BAHÇESİ
Atsizin Ruhuna.....
Bir gece evde rüzgar sesini dinliyordum
Bin ümitle gelmeyen birini bekliyordum.


Aniden firtına koptu, sallandı herbir yer
Elbet vardır bir"hayır"bağrında"hikmet" gizler.


Rüzgarın hışmıyla kırıldı evin camları
Söndürdü ne varsa odamdaki ışıkları.


Birden belirsiz bir korku kapladı içimi
Yok etmişdi düşüncemi ve sırlı gecemi.


Uçurdu bir bilinmeze,kendimden geçtimde...
Gözlerimi açmışdım karanlık bir dehlizde.


Bir dehlizin gizli tünelinde yol alırken,
Bu ıssız yolculuk hiç bitmeyecek sanırken..


Karanlığın her tonda rengini görüyordum
Peşimden gidilmez sessizliği sürüyordum.


* * * *
Derken çok uzakdan kulak verdim su sesine
Gördüm ki bir "peri" yaslanmışda şiltesine...


Gözleri dalgın yeni kalkmış gibi uykudan
Eyilip yuğdu yüzünü o masmavi sudan.


Kolaçan etmedeyken ben bilinmez yerleri
Yay gibi fırlayıp girdi kovukdan içeri.


Hayran seyrederken yeşilin her ton rengini
Hızla kaçan peri,unutmuşdu şiltesini.


Diz çökerek yere, sudan doya doya içtim
Bağı çözüldü dizlerimin kendimden geçtim.


Derin bir uykuya dalarken yorgun gözlerim
Söndü içimdeki ışık, batmışdı güneşim.


Ne vakte kadar öyle uyumuşum bilinmez
Anladım ki o kovukdan içeri girilmez.


Eğilip aldım yerde duran sırlı şilteyi
Çıkardım içinden o yemyeşil seccadeyi.


Üzeri desen desen sık ilmikle dokunmuş
Bu bana bilinmeyen sihirli bir oyunmuş.


Koptu kovukdan beynimi çimdikleyen ıslık
Titretti beni derinden, bir ıssız yanlızlık.


Fırlattım içeri bu bilinmez emaneti
Göründü peri kızın çok uzakdan heryeri.


Dedi:"fani ne gezersin bu bizim beldede
Ölmeden girilmez kovuk dediğin geçide."


Seziyordu ne geçerse aklımın içinden
Ben derinlere dalmış bu alemde gezerken.


Cennet den bir parçaydı bu alemde ne varsa
Dedim:"güzelliğine rast gelmedim cihanda."


"Saadeti aradımda inan ömrüm boyunca...
Buraya uçurdu bir rüzgar kendi koynunda."


Süzerek derinden hilal kaşlarını gerdi
Kovuğa attığım seccadeyi bana verdi.


Avuçlayıp toprağı içine bir şey gömdü
Dedi ki:"bu gömdüğüm şey,senin ölümündü."


Zamanı geldi artık bu yerden ayrılmanın
"Dedi:"bahtına ermek istersen bu diyarın..."


"Verdiğim bu seccadeyi kaybetmeyeceksin
Bu yoldan şehitler alemine gideceksin."


Hayran gözlerle bakıp güzellerin haline
Titretti beni gönlüm, içlerinden birine.


Gölgeden iki baş, biri geçtide soluma
Söze başladi biri, biri girdi koluma.


1- "Rabbin sevgili kulu!
Nasıl buldun bu yolu?
Bu yolda dikenler var
Heryeri tuzak dolu."


Söz edecek oldum,cevabı öteki verdi.
Biri sert mizaçlı,yanındaki çok güleçti.


2- "Aslıhan bekçi peri
Verince seccadeyi
Bu yolda,yolcu fani
Açmış oldu perdeyi."


Sezdim ta içimden o derin bakışlarını
Dinledim bir müddet güzel konuşmalarını.


1- "Hani yok emaneti
Kim aldı seccadeyi?
Bunda bir yanlışlık var
Bilmesin efsaneyi."


2- " Kızılelma dağında
Bir kuşun kanadına
Değişti seccadeyi
Erecek muradına."


1- " Varsın yoluna gitsin
Artık murada ersin.
Bu yollar çok çetindir
Yanlızca bunu bilsin."


2- "Yolcu kuş senin dostun
O yoksa sende yoksun.
Güven hep sırdaşına...
Haydi uğurlar olsun."


Uğurladı beni o nurlu yüzler süzerek
Bu gizemli imtihanı geçmiş olsam gerek.


Bir sırlı seccadeyi kuşa takas edende...
Gezmekde varmış,kaderim bir kuşun elinde.


* * * *
Yürüdüm peri kızıyla bir müddet yanyana
Kayboldu birden,gelince geniş bir meydana.


Dalında türlü meyveler yere sarkıyordu,
Ortada bir şelale dehlize akıyordu.


* * * *
Sırtımı yasladım bir kalenin ensesinde
Yeşil renkli bir sancak vardı tam tepesinde.


İçerde sırlı dağın kapısı sürmelendi
Bu sessiz diyarda, derinden sesler elendi.


Saydım bana gelen kalabalık adımları
Gördüm karşılayan o nur yüzlü kadınları.


Dalgın seyrederken gözlerim güzellikleri
Uzanıp aldı biri gizemli seccadeyi.


Önce göz, sonra söz etti periler güzeli
"Durdururuz buradan hediyesiz geçeni."


Avuçlayıp toprağı içinden bir şey aldı
Bu bir beyaz kuşdu,onu gökyüzüne saldı.


Dedi:"o kuş senin ölümünü taşıyacak
Gideceğin yere böyle ulaşırsın ancak."


* * * *
Ne içlenme kaldı, nede belirsiz kederlerden
İleriye doğru atıldım durduğum yerden.


Uzunca durgun ırmakda yeşile bakarak
Dedim ki: "bu yolun sonu nereye varacak?"


Dedi: "önüne türlü müsibetlerde çıkacak
Şeytan da yolunu sapıtmaya çalışacak."


"Ulaşmak istersen eğer, Ülkü bahçesine,
Düşmemelisin şeytanın kirli pençesine."


Gözlerim çok uzakda bir bilinmeze daldı.
Periler beni çaldı, aklım o yerde kaldı.


* * * *
Yürüdüm bir hayli o yolları pervasızca
Kesiverdi yolumu karayüzlü bir sıska.


Buğulu bir gözle süzdü,öylece bakışdık
Dedi: "biz bu diyarlara beraber karışdık."


Dedim: "aşılmaz bu yerler bu yırtık giysiyle"
Ses vermedi bir halka üzüm sundu eliyle.


Tam alıp yemedeyken o sihirli üzümü
Beyaz kanatlı kuş, açmışdı iki gözümü.


Kara yüzlü sıska,acı çığlıkla mahvoldu,
Elinde öylece duran üzümde kayboldu.


Dile geldi kuş, dedi: "bendedir emanetin"
"Az kalsın kendini, benide mahvedecektin."


Uzun kanatları yükseldikce gökyüzüne
Bu sevincim yerini bırakmışdı hüzüne.


Dedim:"bu uzun yoluma ah! yolcu olaydı,
Gideceğim yere kadar benimle kalaydı."


Ah! hayasız ruhumda bu pervasız düşlerim
Bitecek sanırken artıyordu ümitlerim.


* * * *
Yürüdüm zamansız,çıkmışdım büyük düzlüğe,
Yer yoktuda içimde hiç bir ümitsizliğe.


Mevsimsiz dallarda meyveler yere sarkarken,
Ben dalmış,hayran gözlerle etrafa bakarken...


Minikçe bir ceylan su içiyordu pınardan,
Korkusuzdu; hem bela,hemde yaban kurdundan.


Aklımda yolların bilinmez halleri vardı.
Az sonra ceylan ve balıklar uykuya daldı.


Bir seyyah edasıyla gezerken miskin miskin
Çıktı önüme pespare ölümsüz bir gezgin.


Nurlu sakalında heybet,gözlerinde neşe,
Heybesinde dizilmiş demet demet menekşe.


Göz ederek bir demet çicek sundu eliyle
Ruhuma bir sıcak iz bırakmışdı hediye.


Gitmesi,gelmesi gibi bir anlık zamandı,
Gözlerim değil biçare, kalbim ağlayandı .


Hasretden bir hayalin,olur nurdan halesi,
Görmedim hiç kimseden,zerre bir ihaneti.


Sadakat denen güzeli hiç böyle görmemişdim,
Yarab! bu alemde kalmayı ne çok isterdim.


** **
Gizli kaderin, varsa ödemek bedelini,
Görmekdir dileğim,o kuş denen sevgiliyi.


Ruhum sanki bir an,nice gizemden kurtuldu,
Hummalı gözlerim o kuşu karşısında buldu.


Kaptı elimden çiçeği,küçük pençesiyle
Saçtı birer birer gizemli akan dereye.


Uzun genişce bir dereden akmada sular,
Sanki boşaldı ruhumdan birikmiş duygular.


Ey! yoluma yolcu,bu sır ne kadar sürecek?
Belki esen bir rüzgarın hışmıyla bitecek.


Anladım! burada ölmek dönmekse geriye,
Sarılmalı kalmak için, o kuş sevgiliye.


"Güzel kuşum.rüzgara hep kanat germelisin,
Beni sen korumalı,ona vermemelisin."


Ses vermedi çaresiz,bu yalvaran sesime,
Kayboldu gözden,terkederek beni halime.


Anlamaktı gayem, bütün bu olup biteni,
Neydi gönlümün istediği varlık emeli?


*** **** ****
Daldı gözlerim uzakta ışık saçan dağa,
Ulumada bir kurt,"Ay"ı almışda başına.


Düşürdü bir hayal gibi kurt beni peşinden,
Anladım bana dost,Türke yaktığı ateşden.


Aşırdı dağları,gözleri hasret bürüyor,
Şükür Rabbim! başı börklü Kürşat görünüyor.


Fakat geçit vermedi kurt, yolu aştırmadı,
Ne ben onlara, onlarsa bana yaklaşmadı.


Bir ses: " geleceksen sen, ölümü tatmalısın,
Gelmek için dönüp, o yerde yaşamalısın"


Ben ki kalıp, Ülkü bahçesine kavuşmadan,
Vazgeçmeli peygamberin tattığı bu candan.


Erer gibi bilinmez muradın emeline,
Ruhum veda etmeli bu Ülkü bahçesine.


Rüzgar uçurmadan beni getirdiği yere,
Ölümün öldüğü yerden kapandım secdeye.


** **
Saatler sonra çıktı önüme taşdan gölgeler,
Ses veren garip sesler, bekler gibi bir haber.


Yollarıma nurdan birer demet gibi dizildiler,
Eğilmiş gölgeli başlar ile selam verdiler.


Ben yürürken ardımda yükselen tekbir sesi...
Bildim bu İlah-i adaletin tecellisi.


Silindi ufukdan ışık, rüzgarın hışmıyla...
Uçurdu rüzgar,süzdüm son kez kuş bakışıyla.


Karanlık tünellerden yol alırken geriye,
Bir tatlı sızı bırakmışdı bana hediye.


Ah! Ülkü bahçesi,yanan içime rehavet,
Ruhumda selamet var, rüyamda hep alamet.


Burada yığınlardan yükselen başlar vardı,
Anladım burda adsız kahramanlar yaşardı.


Bu yerde ne doğan güneş vardı,ne batan şafak
Burda Ülküyle tutuşan ruhlar yaşar ancak.


Kaanhan Kurultay
www.Bozok.org


ÖZÜNÜ ARAYAN ADAM
Paha biçilen hiç bir değer yoktur hükmüme
Geçmişim dünden bugüne üstün bir haldedir.
Desem`ki gelde vazgec,bu yarali gönlüme,
Ben küskünüm,Mazimse şimdi yaban eldedir.
****
Tartılan tartılarda, bir yük çekmez değerim
Nedense hiç kimse açmaz,bu garip kapımı
Gökte sönük yıldız gibidir bütün emelim
Unutanlar! unutturuyor simdi adımı.
****
Ben yürürüm gölgem yürür, bürür hatıralar
Alnımdaki kaderimin bitmeyen çizgisi
Havada kara bulut var,ruhumda karalar
Uçuşuyor beynimde bir mazinin ezgisi.
****
Durgun suya benzer,gözlerimdeki bakışlar.
Dizlerde can kalmayan bu beden benim değil.
Çıldırtır girdabına düşdüğüm haykırışlar
Bedene can veren bu ruh, neden benim değil?
****
Bir garip köşede,özünü arayan adam
Kuru bir yaprak gibi,rüzgarların peşinde.
Ne zaman geçmişi hatırlatan bir söz duysam,
Ayrılamam! onun, o vefalı dizlerinde.
****
Bu adam yorgun, bitap ölümün ensesinde
Dik bir duruşu var,tek başına vatan gibi
Bilirim bir Türk,.. ölümün eşiğinde bile
Göğsünü siper eder yıllara,kalkan gibi.
****
Paha biçilen hiç bir değer yoktur hükmüme
Geçmişim dünden bugüne üstün bir haldedir.
Desem`ki gelde vazgeç,bu yarali gönlüme,
Ben küskünüm,Mazimse; şimdi yaban eldedir.
Kaanhan Kurultay


EY TÜRK !
Şerefi katran,zift çalınmış bir gece
Tarihi hayal olmuş sanki bilmece
Dudaklarda gizli bir anıdır,ilk hece
Şimdi ufukta batan güneş gibisin Türk !
**
Kılıcı kınında saklı uyuyan dev
şimdi gözleri kapalı duymayan dev
Niçine nasıla kafa yormayan dev
Dökülen bir hazan yaprağı gibisin Türk !
**
şimdi alnında ter, gözlerinde yaş var.
Saçlarında kar,gönlünde nar; tarumar.
Geçti yine sana yar olmayan bahar,
Derinlerde gezen dalgın gibisin Türk !
**
Yıkılıp yok olsanda sen, için için
Peşine takılıp da bir onmaz hiçin
Sorsalarda bu gaflet neden ve niçin?
Takatsiz kalmış bir yorgun gibisin Türk !
**
Al koynuna gündüzü, bırak vehmide..
Telaşın izi var belli; her derdinde.
Geçti asırlar, nice vaadler geldide..
Uçmaz! yuva yapmaz kuşlar gibisin Türk !
**
Beyhude ! unutuldu verdiğin vaadler.
Tersine işletiyor zamanı saatler.
Yollarını gözlüyor nurlu şahitler
Dudaklarda hazin şarký gibisin Türk !
**
Aht etmiş yigit var Bozok yaylasından
Kadınındandır, kısrağından toyundan
Onların güçleri asil soylarından
Dirilmeyen bir ölü gibisin Türk !
**
Bir hayal gibi anarızda adını
Yemin ettik, yaşatacağız andını
Bizler alacağız dedikçe Ahtını..
Yaklaştıkça kaçan serap gibisin Türk !
**
Sonum olsun ölüm karlı dağlarında
Hüzün bağlamıþ tütmeyen ocağında
Peşindeyim bir yar gibi otağında..
Sen ki adı var, kendi yok gibisin Türk !
**
Kaanhan buyruğudur eskilerden isim
Ölmeden önce görmek,bütün ümidim
Bin parçaya bölünsemde dilim dilim
şimdi aslına döner gibisin Ey! Türk !
Kaanhan Kurultay.